Sağlık Hukuku

Sağlık Hukuku Avukatının Önemi

Komplikasyon, tıbbi standarda uygun bir müdahalenin ve operasyonun varlığına rağmen olabilecek, bu ihtimalin tıp çevreleri tarafından kabul edildiği ve her türlü öneme rağmen önlenmez şekilde ortay çıkan zarar olarak tanımlanabilir. Komplikasyonun varlığı açısından tıbbı standartla uygun bir müdahalenin varlığı şarttır; hekim uygun müdahaleyi yapmıştır. Ancak ortada istenmeyen bir sonuç doğmuştur. Bu sonucun doğma ihtimali de düşük de olsa tıbbi çevrelerce kabul edilmiştir.

Komplikasyon durumunda sağlık çalışanının sorumluluğu bulunmadığı kabul edilir. Zira ortada bir kusur yoktur, sonuç istenmeden ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla hekimler içim kabul edilen kusur sorumluluğunun bir görünümü olarak hekim, sonuçtan sorumlu olmayacaktır.

Ortada eğer deneyimsizlik, ihmal ya da önemsizlik söz konusu ise komplikasyon dan söz edilemez. Burada artık tıbbi uygulamaları yapmama durumu söz konusu olacaktır.

Sağlık hukuku gerek olayların medyaya yansıması gerek de bireylerin bilinçlenmesi nedeniyle oldukça bilinen ve her gün bilinirliği artan bir dal olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın her iki tarafının da kendisini iyi bir şekilde ifade etmesi önemlidir.

Sağlık Konusunda Uzman Avukat

Sağlık konusunda uzman avukat daha önce sağlık hukuku ile ilgili dava süreci yürütmüş, bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi avukatlardır. Sağlık konusunda meydana gelen uyuşmazlıklarda üç tür sorumluluktan bahsedilebilir. Bunlar; ceza hukuku sorumluluğu, disiplin hukuku sorumluluğu ve tazminat hukuku sorumluluğudur. Sağlık konusunda uzman avukat bu üç türden oluşan tüm davalarınızda size hukuki destek verebileceği gibi bu üç farklı sağlık davası ile ilgili olarak farklı bir sağlık konusunda uzman avukat aracılığı ile de davalarınızı yürütebilirsiniz. Ancak tek bir avukatla tüm süreci yönetmeniz konu üzerindeki hukuki hakimiyet açısından daha faydalı olacaktır.

Sağlık hukuku avukatı nasıl olunur? Öncelikle idare hukuku ve özel hukuk bilgisine sahip olunmalıdır. Zira devlet hastanesinden kaynaklı davalar idari mahkemelerde açılır. Fakat özel hastanede gerçekleşen hekim hataları tüketici mahkemelerinde açılır. Bu sebeple iki alanda da bilgi sahibi olmak gerekir. İdare hukuku avukatı ile çalışmanız bu noktada önemlidir.

Sağlık Hukuku

Hukuk Büromuz tarafından müvekkillerimize Sağlık Hukuku alanında uzman bir kadro ile sağlık personelinin tıbbi hatalarından doğacak sorumluluk, kişi ve kurumlar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözülmesi amacıyla hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Büromuz; hastalar, hekimler, sağlık işletmeleri ve hastaneler gibi çeşitli sağlık hizmeti sunucuları ile ilaç imalatçısı şirketler, tıbbi cihaz ve malzeme imalatçısı şirketler gibi sektörün pek çok farklı kesimine hukuki destek hizmeti sunmaktadır.

 

  • Şirketlerin kurumsal işleyişine dair danışmanlık hizmeti sunulması.
  • Doktor kusuru (Malpraktis)Tazminat Davaları
  • Sağlık kurumlarının çalışanları, hastaları, tedarikçileri ve kurumlar ile aralarında gerçekleşecek sözleşmelerin kanuna uygun şekilde düzenlenmesi ve hazırlanması,
  • Sağlık alanında çalışan personelin teşhis ve tıbbi müdahale hatalarından kaynaklanan ceza davaları, maddi ve manevi tazminat davalarının takibi
  • Hastaneye karşı açılan iş davaları(kıdem tazminatı, işçi alacağı)
  • Ticari sözleşmelerin hukuk kapsamında hazırlanması ve sözleşmelerden doğan ihtilafın ticaret mahkemelerinde çözümü
  • İlaç ham maddelerine, cihaz ve malzemelerine ilişkin üretim, dağıtım, distribütörlük ve klinik araştırmalarında düzenlenecek sözleşmelerin hazırlanması.
  • Hekimlerin malpraktisten kaynaklanan cezai ve sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin davalarının takibi
  • Hastaların ve sağlık personeli çalışanlarının sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin davalarının takibi
  • Saç ekimi sırasında yapılan yanlış uygulamalardan kaynaklanan doğacak maddi ve manevi tazminatların tahsili ve takibi
  • İlaç patentleri ve markalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların takibi.
  • Özel sağlık kuruluşları yönetimi ile sağlık kuruluşları ve çalışanlarına yönelik kurumsal ve mesleki sorumluluk sigortaları hususlarında danışmanlık

 

 

Sağlık hukuku, tıp hukukuna kıyasen daha geniş kapsamlı olup tıbbi müdahale talep eden ile bu müdahalenin uygulanacağı hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki ilişkilerin düzenlendiği hukuk dalıdır.

 

Sağlık hukuku avukatı; tıp hizmetlerinde gerçekleşen yanlış tedavi uygulamaları, tedavi sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar ve son zamanlarda artış gösteren sağlık çalışanlarına saldırı durumlarında hukuki güvenliğinizi sağlamanız konusunda size destek olur. Sağlık hukuku avukatının tıp terminolojisine hâkim ve alanında deneyimli olması gerekir.

 

Sağlık hukuku avukatı;

 

  • Hasta haklarının ihlal edildiği durumlarda,
  • Sağlık çalışanlarına karşı uygunsuz ve şiddet içeren eylemlerin gerçekleşmesi durumunda,
  • Vekalet veyahut da eser sözleşmesinin bir örneği sayılabilecek tedavi uygulamalarından doğan uyuşmazlıklarda,
  • Tüketim ilişkisine konu olabilecek özel hastane- hasta arasında çıkan uyuşmazlıklarda
  • Haksız fiil tazminatına ilişkin talepler hususunda,
  • Devlet hastanelerinin gerçekleştirmiş olduğu yanlış tedaviler sonucunda maruz kalınan zararın tazmini konusunda,
  • Hatalı tedavinin suç teşkil ettiği durumlarda görülecek ceza yargılamasının takibinde

 

 

Sağlık hukuku avukatı, uyuşmazlıkların hekim ve hasta hakları açısından incelenmesi, özel sağlık kuruluşlarında belirlenmiş çalışma koşullarının analizi ve herhangi bir sağlık kuruluşuna özgü sistematik danışmanlık hizmetleri de sunmaktadır.

 

Bunun yanı sıra sağlık kuruluşunda çalışan doktor, hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarının malpraktis iddialarına karşı eğitilmesi de görevleri arasındadır.

 

Hekim, doktor ve diğer sağlık çalışanı personel tarafından yapılan tıbbi müdahale sonrası oluşan tazminat ve cezalara ilişkin davalar bu uzmanlık alanının konusuna girmektedir. Anlaşılacağı üzere malpraktis avukatı, sağlık hukukunun özellikle malpraktis davaları ile ilgilenen uzman avukatını ifade eder.

 

Bir davanın kurgulanması, ispat sorunlarının belirlenmesi, dava dilekçesinin yazılması, davanın açılması, delillerin uygun olan zamanda ve usulde toplanması, karşı yan delillerine uygun zaman ve usulle itiraz edilmesi, temyiz ve istinaf yollarına başvurulması ve en nihayetinde kararın infazının sağlanması bir uzmanlık işidir.

 

Bu nedenlerle hukuksal süreçlerin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Vergi Hukuku

Vergi avukatı, gerçek veya tüzel kişilerin vergi hukuku kurallarına ilişkin hukuka aykırılık iddialarından ve bireysel vergilendirme işlemlerinden doğan her türlü uyuşmazlığa bakarak bunların hukuki sürecini takip eden avukattır. Bu kapsamda vergi avukatının görev alanı; Vergi hukuku konusunda hukuki danışmanlık.

Vergi Hukuku

Vergi Hukuku, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerini düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak ve kamu harcamalarını karşılamak amacıyla kamu gücüne dayanarak kişilerden veya kurumlardan aldıkları vergilerin niteliklerini, gerçekleştirilmelerini, alınma yöntemlerini, vergi yükümlüleriyle maliyenin ilişkilerini, bunların hak ve görevlerini vb. konu alan hukuk dalıdır. Bu hukuk dalında uzmanlaşmış, mevzuatı ve ilgili kanunların yürütülmesi konusunda bilgi sahibi olan avukatlar ise halk arasında vergi avukatı olarak anılmaktadır. Vergi hukukunda uzman olan avukatlar vasıtası ile hukuki uyuşmazlıklarınıza en uygun çözümleri bulabilirsiniz.

Vergi Avukatına Neden İhtiyaç Duyulur?

Vergi uygulamaları sırasında mükellefler ile idare arasında ortaya çıkan görüş ve uygulama farklılıkları çoğunlukla uyuşmazlık konusu haline dönüşmektedir. Bu tür konuların çözümü ise tarafların yaklaşımına bağlı olarak, uzlaşma yöntemi ya da yargı yolu ile olabilmektedir. Uzlaşma ya da yargı sürecindeki işlemlerin, konusunda uzman kişiler tarafından yürütülmesi mükellefler açısından ilave bir vergi yükü doğmaması için önem taşımaktadır. Yine mükelleflerin bir vergi cezası ile karşı karşıya kalmamalarının önüne geçecektir. Vergi uyuşmazlıkları konusunun çözümünde vergi hukuku konusunda uzman vergi avukatı ile çalışmak önem arz etmektedir.

 

Bu çerçevede uzman bir vergi avukatı, uyuşmazlık konusu olayın incelenmesi ve ihtilafın çözümüne ilişkin gerekli adımları atar. Vergi Hukukuna ait mevzuatta öngörülen idari çözüm yolları (uzlaşma, cezalarda indirim, pişmanlık gibi) ile gerektiğinde yargı yoluna başvurma aşamalarında danışmanlık hizmeti verebilir. Dolayısıyla hukuki uyuşmazlıklarınızda konusunda uzman bir vergi avukatı ile çalışmanız her zaman lehinize olacaktır.

Vergi Avukatı Neler Yapar?

Vergi avukatı, gerçek veya tüzel kişilerin vergi hukuku kurallarına ilişkin hukuka aykırılık iddialarından ve bireysel vergilendirme işlemlerinden doğan her türlü uyuşmazlığa bakarak bunların hukuki sürecini takip eden avukattır.

Bu kapsamda vergi avukatının görev alanı;

  • Vergi hukuku konusunda hukuki danışmanlık
  • Devletin vergilendirme işleminin dayanağı olan kanunların veya düzenleyici işlemlerin hukuka aykırı olarak uygulanması halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar
  • Vergi mükellef ve sorumlularının vergilendirme işlemlerinde çıkabilecek uyuşmazlıklar
  • Yukarıdaki uyuşmazlıkların çözüm süreci ve bu sürecin takibi

Özetle vergi avukatı, vergi hukukundan kaynaklanan her türlü uyuşmazlığa bakar. Kaçakçılık suçu, çift defter tutma, hesap veya muhasebe hilesi yapma, vergi borcu, ihtiyati haciz, vergilendirme hataları gibi birçok vergi uyuşmazlıklarında vergi avukatları görev yapar.

 

Vergi avukatı olmak için; hukuk fakültesinden mezun olup, 1 yıllık yasal avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatı alan ardından bağlı bulunduğu baronun levhasına kaydı yapılan avukatlar vergi hukuku alanında tecrübe kazanıp bu alanda ihtisaslaşarak vergi avukatı olurlar.

 

Vergi Avukatının Baktığı Davalar

Yukarıda vergi avukatının neler yaptığını, ne tür uyuşmazlıklara baktığını genel olarak açıkladık. Vergi uyuşmazlıklarından kaynaklanan birçok dava olduğundan vergi avukatının baktığı davaları sınırlandırmak mümkün değildir.

 

Ancak örnek olarak şu davalar verilebilir:

 

  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında belirtilen davalar
  • Vergi kabahatleri, suçları ve cezaları ile ilgili davalar
  • Gümrük Kanunu’na göre alınan vergi ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların cezalarına ilişkin davalar

Vergi Avukatının Nitelikleri ve Vergi Uyuşmazlıklarındaki Rolü

Vergi avukatı vergi hukukuna hakim olmanın yanında idare hukuku, ceza hukuku, ticaret hukuku, gümrük hukuku, borçlar hukuku gibi hukukun diğer alanlarına ve ilgili mevzuatların tamamına hakim olmalıdır.

Vergi uyuşmazlıklarına bakmak için sadece hukuk bilgisi yeterli değildir, bunun yanında vergi muhasebesi, kamu maliyesi gibi alanlarda da bilgi sahibi olmak gereklidir. Tüm bu teorik bilgilerin yanında uygulamada tecrübe ve deneyim kazanmış olmak da oldukça önemlidir. En iyi vergi avukatı da tüm bu bilgi birikimine sahip ve tecrübe kazanmış vergi avukatıdır.

Vergi uyuşmazlıklarının çözümü için başvurulabilecek birden fazla çözüm yönteminin bulunması dolayısıyla uyuşmazlığını çözmek isteyen kişiler bu yöntemlerden birini tercih etmek zorundadır.

Uyuşmazlığın çözümünde tercih edilecek yol emek, zaman, masraf gibi konularda uyuşmazlık sahibine avantaj sağlamalıdır. Uyuşmazlık yolunu seçerken yapılacak bu tercih değerlendirmesini gerekli ve yeterli donanıma sahip bir avukat aracılığı ile yapmak çözümün etki alanını genişletecektir. Gerek uzlaşma, düzeltme, ceza indirimi gibi idari yollara gerekse yargı yoluna başvurulması halinde alanında uzman vergi avukatıyla kısa sürede uyuşmazlık süreci istenildiği şekilde sonuçlanabilecektir.

İdari yollara başvururken istenen belge ve dilekçelerin hazırlanması, yargı yolunda dava açmak için dava dilekçesinin hazırlanması, ispat için gerekli belgelerin ve diğer uyuşmazlık delillerinin toplanması vergi avukatı tarafından yapılarak tüm uyuşmazlık süreci titizlikle yürütülür.

Vergi Uyuşmazlıklarında Avukata Vekalet Verilmesi

Vergi uyuşmazlığının sahibi uyuşmazlığını daha hızlı ve etkili bir şekilde çözümlenmesi için bir avukata vekalet verebilir. Vergi hukukundan doğan uyuşmazlıklar için vergi avukatına verilecek vekalet name genel veya özel vekaletname olabilir.

 

Vergi avukatına verilen vekalet namenin noter onaylı olması gerekir. Noter onaylı vekalet name dava dosyasında dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulur. Dosyada vekalet namenin bulunmadığı yahut geçerlilik ya da şekil şartlarını taşımadığı anlaşılırsa bu eksikliklerin giderilmesi için mahkeme ilgiliye bir süre verir. Bu süre içerisinde eksiklik giderilmez ise dava usulden reddedilir.

 

Dikkat edilmesi gereken bir husus da davanın bir vekil tarafından açılması halinde bu kişi avukat olmalıdır. Avukat olmayan bir vekil tarafından dava açılırsa vergi yargılamasının ön incelemesinde bu durum dikkate alınacağından davanın usulden reddedilmesi gibi büyük bir sonuç doğabileceği unutulmamalıdır.

 

Vergi avukatı ile müvekkil arasındaki vekalet ilişkisi Türk Borçlar Kanunu’ndaki vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Bu çerçevede vergi avukatı ve müvekkilinin birbirine karşı sadakat borcu bulunmaktadır. Vergi avukatının uyuşmazlık sürecinde öğrendiği bilgileri saklaması ve vergi mahremiyetini ihlal etmemesi gerekmektedir.

 

Vergi Avukatı Vekalet Ücreti

Yargılama giderleri arasında yer alan vekalet ücreti (avukatlık ücreti), avukatın yapmış olduğu hukuki yardımın, müvekkile aktarmış olduğu bilgi birikimi ve tecrübesinin karşılığı olan değeri ifade etmektedir. Vergi avukatları da yapmış oldukları işin karşılığında ücrete hak kazanırlar.

 

Vekalet ücretini avukat ve uyuşmazlık sahibi bir sözleşme ile serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak taraflar ücret tayin ederken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında bir ücret belirleyemezler. Avukatlık Kanunu burada belirtilen ücretin altında bir vekalet ücretinin kararlaştırmayı yasaklamıştır. Bunun üzerinde bir bedel her avukatın kendi takdiridir.

 

Vergi Davalarında ve Uyuşmazlıkların Çözümünde Vergi Avukatının Önemi

Vergi hukukundan doğan uyuşmazlıklarda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır ancak uyuşmazlık sebebiyle faiz, zam gibi çeşitli mali külfetlerin söz konusu olması sebebiyle uyuşmazlığın kısa sürede çözümlenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu sebeple tüm bu sürecin daha kısa sürede ve hedeflendiği gibi sonuçlanması için bir vergi avukatının yardımı elzem hale gelmiştir.

 

Vergi avukatları sadece uyuşmazlık söz konusu olduğunda değil esnaf, tacir gibi gerçek kişi yahut anonim şirketler gibi tüzel kişi olan tüm vergi mükelleflerine vergi hukukuna dair tüm hususlarda danışmanlık vermektedir.

 

Gerek uyuşmazlık sürecinin yönetilmesi gerekse danışmanlık hizmetinin verilmesinde gerekli bilgi birikimine haiz, tecrübe sahibi, alanında uzman bir vergi hukuku avukatıyla çalışmak vergi mükellefleri, sorumluları veya diğer ilgililer için yararlı olacaktır.

Ankara Ceza Davaları Avukatı

Genel olarak modern ceza hukuku iki ana kısımda oluşur. Genel ve özel kısımdır. Ceza kanunlarının özel kısmı, kanun koyucu tarafından ceza yaptırımları ile yasaklanan suçlardan oluşurken; genel kısmı, özel kısımda öngörülen ortak kulları kapsar.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte eski 765 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükte kaldırılmıştır. Eski kanun gelişen ve değişen çağın gereklerine cevap veremez duruma geldiğinden bu denli köklü bir değişikliğe ihtiyaç uyulmuştur. Zira eski Türk Ceza Kanunu 1926 yılında hazırlanmış ve başka bir ülkeden aynen alınmıştır.
Ceza Yasasının özel kısmını oluşturan hükümler ile genel kısmını oluşturan hükümler ile genel kısmını oluşturan hükümler arasında oldukça ciddi yapısal farklılıklar bulunmaktadır. Özel kısım hukuk düzeni tarafından ceza ile yaptırım uygulanan fiilleri kapsar. Yani hangi fiillerin suç olduğu, bu suçların cezasının ne kadar olduğu gibi. Genel kısım ise bu suçların hepsine uygulanan genel düzenlemeleri içerir. Haksız tahrik, meşru savunma, meşru savunmada sınırın aşılması gibi.
Ceza Hukuku Nedir?
Ceza hukuku genel anlamda bakıldığında; kamu hukuku dalı altında yer edinmiş, suç olarak nitelenen insan davranışlarının yaptırımını düzenleyen bir hukuk dalıdır. Ceza hukuku üç ana bölümden oluşmaktadır, bunlar: Ceza genel hukuku, Ceza Özel Hukuku, Ceza Muhakemeleri Hukuku.

Ceza Genel Hükümler Nedir?
Ceza genel hükümler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 1 ve 75 arasında düzenlenmiş olup bütün suçlar için geçerli olan özellikleri düzenlemiştir. Bir fiilin cezalandırılabilme koşulu ve fiilin gerçekleşmesi durumunda buna bağlanan hukuki durumlar değerlendirilmiştir.

Ceza Özel Hükümler Nedir?
Ceza özel hükümler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 76 ve 345 arasında düzenlenmiş olup bu hükümler kanunumuza göre suç sayılan kasten öldürme, rüşvet, yağma, tehdit, hakaret, hırsızlık, zimmet gibi suçları tek tek inceleyerek bunların yaptırımlarını düzenlemiştir.
Ceza Muhakemesi Hukuku Nedir?
Ceza muhakemesi, suç teşkil eden bir fiilin gerçekleştirildiği şüphesiyle başlayan ve bu şüphenin gerçek olup olmadığının belirlenmesine kadar devam eden süreçtir. Ceza muhakemesi hukuku, bahsedilen sürece müdahil olan şahısların hak, vazife ve yetkileriyle işlendiği düşünülen suçun gerçek manada işlenip işlenmediğini eğer işlendiyse kim tarafından işlendiğini ve yaptırımın nasıl biteceğini saptamak gayesiyle meydana getirilen ve iddia, müdafaa ve yargılama vasfındaki belli durumlardan oluşan hukuk dalıdır.
Ceza hukuku toplumsal yaşantıda gerçekleştirilebilecek suçların yaptırımlarını düzenleyerek, kamu güvenliğini sağlamak adına var olmuştur. Toplumsal ve sosyal barışı devam ettirmek, ıslah edici
Ceza Hukukunun Amacı Nedir?
Olmak, kişi hak ve özgürlüklerini korumak, suç işlenmesinin önüne geçmek, kamu düzenini sağlamak ceza hukukunun amaçlarıdır.

Ceza Hukukunun Temel İlkeleri
Kanunilik İlkesi
Kanunilik ilkesi; ceza hukukunda suç olarak tavsif edilen eylemin ve bu eylem sonucunda bir yaptırım öngörülmesinin kanunda düzenlenmiş olmasını ifade eder. Anayasanın 38. Maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 2. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7. Maddesinde kanunilik ilkesi düzenlenerek yasal dayanağı da mevcuttur.
Kanunilik , ilkesi sonucunda; suç ve cezaların açık ve belirleyici olmak gerekçesi olur, yürütme ve yargının keyfiliği önlenmiş olur, idarenin düzenleyici işlemleriyle ceza verilmez ya da bu işlemlerle suç oluşturulmaz, örf ve adet kuralları doğrultusunda suç ihdas edilemez ve ceza verilemez, failin aleyhine olan yasalar geçmişe yürüyemez, suç ve ceza içeren hükümler için kıyas yasak olur ve kıyasa yol açacak şekilde geniş yorum yasak olur, fiilin işlendiği sırada yürürlükte bulunmayan bir hükümden dolayı kimse suçlanamaz ve cezalandırılamaz, fiil işlendikten sonra yürürlüğe giren bir kanunla işlenen fiil suç oluşturur hale gelirse bu eylemden dolayı kimse suçlanamaz ve cezalandırılamaz.

Kusursuz Ceza Olmaz İlkesi
Kusursuz ceza olmaz ilkesi; failin suç konusu eylemi icra etmesinin cezalandırılabilme açısından tek başına yeterli olmadığını, aynı zamanda failin gerçekleştirdiği eylem bakımından kusurlu olması gerektiğini ifade eder. Bu ilkenin sonucu olarak suç konusu eylemi icra eden kişinin, suçu işlediği sırada kusurlu bulunmadığı durumda cezalandırılması da mümkün değildir.

Cezaların Şahsiliği İlkesi
Ceza sorumluluğu şahsidir. Bu husus hem Anayasanın 38 maddesinde hem de Türk Ceza Kanununun 20. maddesinde düzenleme alanı bulmuştur. Cezaların şahsiliği ilkesi ile kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.

Hümanizm İlkesi
Failin işlediği suç ne olursa olsun faile verilecek cezanın insan onurunu ve haysiyetini zedelemeyecek, faili tekrar topluma kazandırabilecek bir ceza niteliğine haiz olmasını sağlayan ilke hümanizm ilkesidir. Hümanizm ilkesi Ceza Hukukunda öngörülen cezaların amacının faili ıslah etme yeniden topluma kazandırma olduğu düşüncesine dayanır.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi(in dubio pro reo), kişinin işlemiş olduğu iddia edilen eylemden ötürü hükümlü olabilmesi için bu eylemin onun tarafından işlendiğinin kesin olarak herhangi bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde kanıtlanmış olmasını aksi halde en küçük bir şüphenin bile sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğini ifade eder. Ceza yargılamasında her birey baştan itibaren hem ulusal hem de uluslararası mevzuat gereğince suçsuz kabul edilmekte olup, bu durum masumiyet karinesi olarak izah edilmektedir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi de masumiyet karinesinin doğal bir sonucu olup, ceza yargılaması nihayetinde suçun sanık tarafından işlendiği kesin olarak ortaya konamadıysa sanığın cezalandırılması mümkün olmayacaktır.

Ceza Yargısı
Ceza yargısında genel yetkili mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleridir. 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların yargılaması Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından yapılır. Uzmanlık mahkemeleri; Çocuk Mahkemeleri, Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri, Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemeleri, İcra Ceza Mahkemeleridir. Sulh Ceza Hakimliği ise CMK ’ya göre belli soruşturma işlemleriyle bu işlemlere karşı yapılan itirazlar ve idari nitelikte olan bazı işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen bir yapı olarak görev yapmaktadır. Kanunda hakimlik olarak düzenlenen Sulh Ceza Hakimliği, AİHM’ye göre mahkeme olarak kabul edilmektedir.

Eşya Hukuku

Kişilerin bir eşya üzerindeki hakimiyet ve tasarruflarının nitelik ve türlerini, onların bu hakimiyet dolayısıyla diğer şahıslarla olan ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır.

Eşya hukukunun konusunu büyük çapta ‘ayni haklar’ oluşturmaktadır. Ayni haklar, eşya dediğimiz maddi mallar üzerinde sahibine geniş yetkiler veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır.

Eşya hukukunun düzenleme konularından bazıları: Ayni hak, eşya, zilyetlik (bir malı elinde bulundurma ve kullanmakta olma durumu), zilyetliğin kazanılması ve yitirilmesi, zilyetliğin korunması, tapu sicili, mülkiyet, müşterek mülkiyet (paylı mülkiyet), taşınmaz mülkiyeti vs.

Türkiye’de eşya hukuku kuralları Türk Medeni Kanununun 683 ila 1027’inci maddelerinde düzenlenmiştir.

Aile Hukuku

Kişinin içinde bulunduğu ve aile denen topluluğun üyeleri ile olan ilişkilerini düzenleyen medeni hukuk dalıdır.

Aile hukukunun başlıca inceleme konuları: Nişanlanma, evlenme, karı-kocanın karşılıklı hak ve ödevleri, mal rejimleri, evliliğin sona ermesi, boşanma, hısımlık, nesep (soy bağı), evlat edinme, velayet vs.

Aile hukuku kuralları Türk Medeni Kanununun 118 ila 494’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.

Konuşmayı Başlat
Merhaba;
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?
HEMEN ARA