Boşanma Hukuku

Boşanma Davası Nedir?

Boşanma davası, evlilik birliğinin mahkemenin boşanma kararıyla sona erdirilmesi için açılan inşai nitelikte bir dava türüdür. Boşanma davaları, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davası olmak üzere iki farklı şekilde açılabilir.

 

Boşanma davasının nasıl açılacağı, anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarından hangisinin tercih edildiğine göre değişir. Ancak, her iki tür boşanma davası da Aile Mahkemesi’nde açılır. Boşanmak isteyen taraflardan biri iki nüsha dava dilekçesi, varsa eklemek istediği belgeleri ve nüfus cüzdan fotokopisini ekleyerek Aile Mahkemesi’nde boşanma davası açabilir. Boşanma davası dilekçesi, boşanma sebeplerini, bu sebeplerin nasıl ispat edileceğini, tanıkların ad-soy ad ve adreslerini, bazı kurumların elinde olup mahkemeden yazı yazılarak getirtilmesi talep edilen belge veya kayıtlara ilişkin açıklamaları da içermelidir .Çekişmeli Boşanma Davasında Yargılama Usulü

Aile Mahkmesi’ne bir dava dilekçesi verilerek çekişmeli boşanma davası açılır. Davalı tarafın, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde cevap dilekçesi verme hakkı vardır. Dava ve cevap dilekçesinde dayanılan deliller ayrı ayrı gösterilmelidir. Davacı, davalının verdiği cevap dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesinden itibaren 2 hafta içinde karşı bir cevap dilekçesi verebilir. Davalı da davacının verdiği cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde bir cevap dilekçesi verebilir. Özetle, her iki taraf da olayları tartışmak için mahkemeye ikişer adet dilekçe vermektedir.

Delillerin ise kural olarak verilen bu dilekçelerde gösterilmesi, hangi olayın hangi delille ispatlanacağının da belirtilmesi gerekir. Dilekçelerin verilmesinin hemen akabinde, dilekçelerde tanık deliline dayanılmışsa, tanıkların ad-soy ad ve iletişim bilgilerinin gösterildiği bir “tanık listesi dilekçesi” verilebilir. Ancak, tanıkların dava dilekçesi ile cevap dilekçelerinde gösterilmesi usulen daha yerindedir.

Dilekçeler aşaması bittikten sonra aile mahkemesi her iki tarafı ilk duruşmaya çağıracaktır. Bu duruşmanın adı, “ön inceleme duruşması“dır. Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır, zorunlu hallerde ikinci bir ön inceleme duruşması yapılabilir. Ön inceleme duruşmasında davacı ve davalı tarafa, dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.

Ön inceleme duruşmasından sonraki duruşmalar tanıkların dinlendiği, delillerin getirtilerek tartışıldığı “tahkikat duruşması” aşamasıdır. Her olayın özelliğine göre farklılık arz etmekle birlikte tahkikat duruşmaları birden fazla kere yapılabilir. Tarafların tüm delillerinin toplanarak tartışıldığı tahkikat duruşmalarının sonunda “sözlü duruşma” yapılarak taraflar son kez dinlenir ve boşanma davası hakkında hüküm verilir. Çekişmeli boşanma davasındaki bu süreç yaklaşık olarak 1 yıl ile 3 yıl arasında sürmektedir.

 

Boşanma davasında yargılama, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yukarıda anlattığımız genel hükümlere tâbidir. Ancak, hem çekişmeli hem de anlaşmalı boşanma davasında uygulanması gereken MK. m.184’teki özel kurallar da şu şekildedir:

 

  • Hâkim , boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

 

  • Hâkim , bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez
  • Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
  • Hâkim , kanıtları serbestçe takdir eder.
  • Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
  • Hâkim , taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

 

Eşlerden Biri Boşanmak İstemiyorsa Davanın Sonucu Ne Olur?

Boşanma davasında genellikle iki taraf da diğer tarafın kusurunu ispatlayarak davanın kendi lehine sonuçlanmasını sağlamaya çalışır. Ancak bazen eşlerden biri boşanmak istemeyebilir. Bu durumda boşanma davasını açan eş, karşı taraf boşanmak istemese bile davasını ispatlayarak boşanabilir. Boşanmak isteyen eş dava dilekçesindeki olayları ispatlamak için tanık dinletebilir veya başkaca belge ve delili varsa mahkemeye sunabilir.

 

Boşanmak istemeyen eş, boşanma davasına neden olan olaylarda hiçbir kusuru olmadığını ispatladığı takdirde boşanma davası reddedilir. Yani, boşanmak istemeyen eşin kusuru kanıtlanamadığı takdirde mahkemenin boşanma kararı vermesi mümkün değildir.

 

 

Kamu Hukuku

Kamu Davası Nedir?

Kamu düzeni, kamu sağlığı, genel ahlak gibi toplumu ilgilendiren konularda suç işlenmesi halinde kamunun ya da devletin zarar görmesi durumunda işlenen bu suçun cezalandırılması için cumhuriyet savcısı tarafından kamu adına açılan davaya kamu davası denir.

Kamu davası nedir denildiği zaman aslında ceza muhakemesinde kovuşturma yani mahkeme aşamasını kastediyoruz. Şikayete tabi suçlarda şikayet şartının gerçekleşmesiyle, takibi şikayete tabi olmayan suçlarda ise savcılık makamı kendiliğinden suç haberinin alınması üzerine o suçla ilgili gerekli incelemeler yapar.

Cumhuriyet savcısı suç haberini öğrendiği an kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere araştırma yapar. Burada savcılık makamı her ihbarı araştırmaz, somut olaylarla ilişkilendirilebilen ihbarlara önem verilir. Bu konu ile ilgili olarak ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair karar‘ başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Cumhuriyet savcısının yapmış olduğu araştırmalar neticesinde yeterli şüphenin ve kamu davası açmak için gerekli koşulların oluşması halinde savcılık makamı tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu 170. maddesine göre bir iddianame düzenlenir. Yetkili ve görevli ceza mahkemesinden söz konusu uyuşmazlığın çözümü istenir. Bu konunun detaylarına ‘iddianame nedir‘ başlıklı yazımızda yer verdik.

Kamu Davasının Açılması

Kamu davası nedir sorusunu cevapladıktan sonra davanın açılmasını da izah etmek gerekir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Cumhuriyet savcısı kamu davasını açmakla görevlendirilmiştir. Kamu davasının mecbur iliği ilkesine göre işlenen suça dair şüpheye yeteri düzeyde kanaat getirilmiş ise davanın açılması gerekir.

Cumhuriyet savcısı suç işlendiğine dair bilgiyi alır almaz kendisi ve kolluk kuvveti ile yapmış olduğu araştırmalar sonucunda ulaşılan delillerin değerlendirilmesiyle yeterli şüpheye ulaşması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu madde 170’de belirtilmiş usullere göre iddianame düzenler.

Düzenlenen iddianame yetkili ve görevli ceza mahkemesine sunulur. İddianamenin yetkili ve görevli ceza mahkemesince kabul edilmesiyle dava görülmeye başlanır.

Davanın Açılmasında Takdir Yetkisi

Kamu davası açılması için yeterli şüphe söz konusu olsa dahi bazı durumların varlığı halinde Cumhuriyet savcısının kamu davasını açıp açmama hususunda takdir yetkisi söz konusudur. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda savcılığın bu yetkisi sınırlı olarak belirlenmiştir.

Cumhuriyet savcısı yapmış olduğu incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde kanunda belirtilen  özel durumların varlığı halinde dava açılması için gerekli olan şüpheye ulaşmış olsa dahi kamu davasının açılmamasında yarar görmüş ise takdir yetkisini kullanarak kamu davası açmayacaktır.  Cumhuriyet savcısının hangi durumlarda bu yetkiyi kullanabileceği Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. Maddesinde belirtilmiştir. Buna göre;

 

  • Cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren bir şahsi sebep olan etkin pişmanlığa ilişkin hükümlerin uygulandığı durumlarda veya
  • Şahsi cezasızlık sebeplerinin söz konusu olması durumunda kamu davası açılmayabilir.

Etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı durumlarının haricinde Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasında takdir yetkisine sahip değildir ve davayı açmak zorundadır. Ancak bu saydığımız hallerde savcı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir.

 

Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi

Yukarıda da bahsedildiği üzere kamu davasının mecbur iliği ilkesi uyarınca cumhuriyet savcısı bir suç işlendiği bilgisine sahip olduğu anda bu durumu araştırmak, delilleri toplamak ve kamu davası açmak zorundadır. Ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi bu ilkenin bir istisnasıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile belli şartların sağlanması halinde, kamu davasının açılması ertelenmesi imkanı düzenlenmiştir. Bu süre zarfı boyunca soruşturma askıdadır. Buna göre kamu davasının  açılmasının ertelenebilmesi için aşağıdaki şartların birlikte gerçekleşmiş olması gerekir:

  • Söz konusu suç uzlaşma ve ön ödeme kapsamı dışında olmalıdır.
  • Suçun ceza üst sınırı üç sene veya daha az süreli hapis cezası olmalı ve yeterli şüphe bulunmalıdır.
  • Kamu davasının açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından yararlı olacağına kanaat getirilmelidir.
  • Şüpheli kişi daha önce kasten işlenen bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olmamalıdır.
  • Şüpheli hakkında erteleme halinde suç işlemekten çekineceğine ilişkin bir kanaat oluşması gerekir.
  • Aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin yolu ile mağdur ve kamunun uğramış olduğu zararın tamamı giderilmiş olmalıdır.

Erteleme süresi olan 5 yıllık süre içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verir. Davalının erteleme süresi içinde kasıtlı olarak bir suç işlemesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlememektedir.

 

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesine İtiraz

Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin verdiği karara suçtan zarar görenler itiraz edebilir.

 

Buna göre; Ceza Muhakemesi Kanunu madde 172 uyarınca suçtan zarar gören kişiler bu karara karşı kararın kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren 15 gün içerisinde itirazda bulunabilirler.

 

Kamu davasının açılmasının ertelenmesine itiraz, kararı veren cumhuriyet savcısının görev yaptığı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh hukuk hakimliğidir.

 

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Sicile İşler mi?

Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak vermiş olduğu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı adli sicil kaydında buna ilişkin bir sistem üzerine kaydedilir. Bu kayıt ancak bağlantılı olduğu bir soruşturma ya da kovuşturma için ilgili cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından sadece ilgili olan bu amaç için kullanılmak üzere istenebilir.

Yani kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı adli sicil/sabıka kaydında gözükmez. Cumhuriyet savcısı tarafında davalının erteleme süresi olan 5 yıllık süre içerisinde kasten bir suç işlememesi halinde kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin bir karar verir. Bu durumda 5 yılın sonunda erteleme kararı da adli sicil/sabıka kaydı sicili sistemindeki buna mahsus olan yerden tamamen silinir.

Eğer 5 yıllık süre içerisinde kasıtlı bir suç işlenirse bu sefer kamu davası açılır ve mahkeme somut olayın özelliklerine göre ceza hükmü verebilir. İşte bu hüküm adli sicil kaydına işler. Bundan sonra ceza infaz edilince sicilden silinebilir. Bunun için adli sicil kaydının silinmesi prosedürü takip edilmelidir.

 

Kamu Davası Nasıl Düşer?

Kamu davası nasıl düşer, kamu davası şikayetten vazgeçme ile düşer mi soruları sıklıkla sorulan sorular arasında yer alır. Kamu davasında şikayetten vazgeçme olursa ve suç şikayete bağlı bir suç değilse kamu davası düşmeyecektir.

Hakkında kamu davası açılan bu suçlarda ihlal edilen menfaat kamu yararı, kamu sağlığı, devletin güvenliği veya genel ahlak gibi hususlar olduğundan tek bir şahıs menfaati söz konusu değildir.

Dolayısıyla bu hususlarda mağdur olanların şikayetçi olup olmadığına bakılmaksızın ilgili merciler harekete geçecektir. Bu durumda şikayete bakılmadığından kamu davasında şikayetten vazgeçme davanın düşmesine sebep olmayacaktır. Bunun tek istisnası ise dava ve cezaya ilişkin zamanaşımı süreleridir. Bu sürelerin dolması durumunda dava düşecektir

Ancak ilgili suç takibi şikayete bağlı bir suçsa, örneğin basit yaralama, hakaret gibi suçlarsa bu durumda kamu davası şikayetten vazgeçme ile düşer.

 

Kamu Davasına Katılma

Kamu davası nedir, kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi konuya ilişkin temel meselelerden sonra mağdur açısından kamu davasına katılma meselesine değinmek gerekir.

Cumhuriyet savcısı kamu davası sebebiyle açılan soruşturmanın ardında sanık ve olayın aydınlatılması için mağduru mahkeme huzurunda dinlemek üzere bir tebligat ile yapılacak olan duruşmaya çağırır. Duruşmada mağdurun şikayetçi olup olmadığı ve davaya katılıp katılmayacağı sorulur.

Şikayete bağlı olmayan suçlarda mağdur duruşma esnasında şikayetçi olmasa dahi kamu davası görülmeye devam edecektir. Ancak mağdurun kamu davasına katılabilmesi için şikayetçi olması – katılma talep etmesi gerekir.

 

Davaya katılmayı kabul eden mağdura yargılamayla ilgili tebligat yapılır, duruşmalara katılır, yargılama süreci hakkında bilgi sahibi olur ve bu süreci yakından takip eder. Ayrıca davaya katılan mağdur yargılama sonucunda verilen hükmü kanun yoluna taşıyabilir, itiraz edebilir.

Hemen belirtmemiz gerekir ki mağdurun bu süreci avukatı aracılığı ile de takip etmesi mümkündür ki bu çoğu zaman önerilir. Çünkü bu süreçte mağdurun da her aşamada bazı hakları söz konusu olur. Bunların gereği gibi yerine getirilmesi adına ceza avukatı yardımı alınmalıdır.

Kamu Davası Cezaları

Açılan kamu davasının düşmemesi ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi söz konusu olmadığında cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen araştırma devam eder.

Yapılan yargılamada delillerin toplanması ve değerlendirilmesinin ardından davalı kişinin ilgili suçu işlememiş olduğu ispatlanırsa beraat kararı ile kamu davası sonuçlanmış olacak ve kişi ceza almayacaktır.

Ancak davalının suçu işlediği tespit edilirse bu durumda verilecek olan ceza işlenen suçun mahiyetine göre adli para cezası olabileceği gibi hapis cezası da olabilir. Kimi suçlar için hem hapis cezası hem adli para cezası söz konusu olur. Sadece hapis cezası olan kamu davası cezaları, 1 yılın altında kalması ve diğer bazı şartları taşıması durumunda adli para cezasına çevrilebilir.

 

Ticaret Hukuku

Ticari Dava Türleri

TTK’nın 4. maddesine bakıldığında ticari davalar nitelikleri bakımından;

 

  • Mutlak ticari davalar,
  • Nisbi ticari davalar,
  • Herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi şartıyla ticari sayılan davalar şeklinde üçe ayrılmaktadır.

Bir davanın ticari dava sayılmasında, tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece uyuşmazlığın ticari niteliği kıstas teşkil ediyorsa mutlak ticari dava; tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerini ilgilendirmesi kıstası ele alınıyorsa nisbi ticari dava söz konusu olur.

 

Mutlak Ticari Davalar

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlık konusunun TTK anlamında ticari işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, TTK m. 4’te düzenlenen davalarla, bazı özel kanunlarda ticari dava olduğu açıkça belirtilen davalardır.

 

Mutlak ticari davadan anlaşılması gereken, tarafların sıfatı veya işlem ve fiilin ilgili olduğu işletmenin ticari olup olmadığı olgusu dikkate alınmaksızın bu davaların kendiliğinden ticari dava niteliği taşımasıdır.

 

Türk Ticaret Kanunu m.4’e göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

 

  • Türk Ticaret Kanunu’nda,
  • Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ile 969 uncu maddelerinde,
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;
  • Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203,
  • Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,
  • Yayın sözleşmesine dair 487 ile 501,
  • Kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ile 519,
  • Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ile 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ile 554,
  • Havale hakkındaki 555 ile 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ile 580 inci maddelerinde,
  • Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
  • Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
  • Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari dava sayılmaktadır.

 

Bununla birlikte, TTK’ nın 4. maddesinde sayılan hususlar dışında da bazı özel kanunlarda yer alan mevcut düzenlemeler gereği ticari sayılan davalar bulunmaktadır. Bu kanunlarda belirtilen bazı davalar şu şekildedir:

 

  • Kooperatifler Kanunu m.99’dan kaynaklanan hukuk davaları,
  • Ticari İşletme Rehni Kanunu’ndan kaynaklanan davalar,
  • İflas davaları,
  • Konkordato davaları,
  • Finansal kiralama sözleşmesinden doğan davalar,
  • Oda ve borsa üyelerine verilen disiplin cezaları,

Nispi Ticari Davalar

TTK m. 4/1’de “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının” ticari dava olacağı hükmü yer almaktadır. Öyleyse, bir davanın nisbi ticari dava olabilmesi için şu iki şartın varlığı birlikte aranmaktadır:

 

  • Her iki taraf da tacir olmalıdır.
  • Söz konusu uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır.

Bu iki şartın varlığı halinde dava ticari dava olarak nitelendirilmektedir. Aksi takdirde davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Örneğin; her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren karz, hizmet, istisna, kira gibi sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar nispi ticari davaya vücut verecektir. Ancak, sözleşme yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiriyor ise nispi ticari davaya konu olamayacaktır. Aynı şekilde, ticari taşımacılıkta kullanılan kamyonun, bir fabrika binasına çarpması sonucunda doğan zararın tazmini için açılan dava ticari davadır. Fakat, TCDD işletmesine ait trenin, tren yolu geçidinden yaya olarak geçen bir şahsa çarparak zarar vermesi ise, ticari davaya konu olmayacaktır.

 

Herhangi Bir İşletmeyi İlgilendirmesi Şartıyla Ticari Sayılan Davalar

Bir davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer almalı ya da tacir her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmalıdır. Ancak istisnai olarak, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren;

 

  • Havale,
  • Vedia ve
  • Fikri haklara dair davalar da ticari dava olarak kabul edilmektedir.

Ticari Davalarda Yargılama Usulü

7101 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklik ile yüz bin TL’lik parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklar için açılan davaların basit yargılama usulünde görüleceği düzenlenmiştir.

 

6102 s. TTK m.4/2:

 

Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk Lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.(Kanun değişikliğinden önceki düzenleme, meri düzenleme aşağıdadır.)

 

Gerekçesi:

 

Maddeyle, miktar veya değeri 100.000 Türk Lirasının altında kalan ticari davalarda basit yargılama usulünün uygulanması öngörülmekte ve böylece bu kapsamdaki ticari davaların süratle görülüp karara bağlanması amaçlanmaktadır.

Basit yargılama usulünde görülen davalarda dilekçe aşaması dava ve cevap dilekçelerinin verilmesiyle sona erer. Dava dilekçesinin verilmesiyle iddiayı genişletme yasağı, cevap dilekçesinin verilmesiyle de savunmayı genişletme yasağı başlamış olur.

7251 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce Türk Ticaret Kanunu’nun ticari uyuşmazlıklarda uygulanacak basit yargılama usulüne ilişkin 4. Maddesi’nin;

Sağlık Hukuku

Sağlık Hukuku Avukatının Önemi

Komplikasyon, tıbbi standarda uygun bir müdahalenin ve operasyonun varlığına rağmen olabilecek, bu ihtimalin tıp çevreleri tarafından kabul edildiği ve her türlü öneme rağmen önlenmez şekilde ortay çıkan zarar olarak tanımlanabilir. Komplikasyonun varlığı açısından tıbbı standartla uygun bir müdahalenin varlığı şarttır; hekim uygun müdahaleyi yapmıştır. Ancak ortada istenmeyen bir sonuç doğmuştur. Bu sonucun doğma ihtimali de düşük de olsa tıbbi çevrelerce kabul edilmiştir.

Komplikasyon durumunda sağlık çalışanının sorumluluğu bulunmadığı kabul edilir. Zira ortada bir kusur yoktur, sonuç istenmeden ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla hekimler içim kabul edilen kusur sorumluluğunun bir görünümü olarak hekim, sonuçtan sorumlu olmayacaktır.

Ortada eğer deneyimsizlik, ihmal ya da önemsizlik söz konusu ise komplikasyon dan söz edilemez. Burada artık tıbbi uygulamaları yapmama durumu söz konusu olacaktır.

Sağlık hukuku gerek olayların medyaya yansıması gerek de bireylerin bilinçlenmesi nedeniyle oldukça bilinen ve her gün bilinirliği artan bir dal olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla uyuşmazlığın her iki tarafının da kendisini iyi bir şekilde ifade etmesi önemlidir.

Sağlık Konusunda Uzman Avukat

Sağlık konusunda uzman avukat daha önce sağlık hukuku ile ilgili dava süreci yürütmüş, bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi avukatlardır. Sağlık konusunda meydana gelen uyuşmazlıklarda üç tür sorumluluktan bahsedilebilir. Bunlar; ceza hukuku sorumluluğu, disiplin hukuku sorumluluğu ve tazminat hukuku sorumluluğudur. Sağlık konusunda uzman avukat bu üç türden oluşan tüm davalarınızda size hukuki destek verebileceği gibi bu üç farklı sağlık davası ile ilgili olarak farklı bir sağlık konusunda uzman avukat aracılığı ile de davalarınızı yürütebilirsiniz. Ancak tek bir avukatla tüm süreci yönetmeniz konu üzerindeki hukuki hakimiyet açısından daha faydalı olacaktır.

Sağlık hukuku avukatı nasıl olunur? Öncelikle idare hukuku ve özel hukuk bilgisine sahip olunmalıdır. Zira devlet hastanesinden kaynaklı davalar idari mahkemelerde açılır. Fakat özel hastanede gerçekleşen hekim hataları tüketici mahkemelerinde açılır. Bu sebeple iki alanda da bilgi sahibi olmak gerekir. İdare hukuku avukatı ile çalışmanız bu noktada önemlidir.

Sağlık Hukuku

Hukuk Büromuz tarafından müvekkillerimize Sağlık Hukuku alanında uzman bir kadro ile sağlık personelinin tıbbi hatalarından doğacak sorumluluk, kişi ve kurumlar arasında çıkabilecek uyuşmazlıkların çözülmesi amacıyla hukuki danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Büromuz; hastalar, hekimler, sağlık işletmeleri ve hastaneler gibi çeşitli sağlık hizmeti sunucuları ile ilaç imalatçısı şirketler, tıbbi cihaz ve malzeme imalatçısı şirketler gibi sektörün pek çok farklı kesimine hukuki destek hizmeti sunmaktadır.

 

  • Şirketlerin kurumsal işleyişine dair danışmanlık hizmeti sunulması.
  • Doktor kusuru (Malpraktis)Tazminat Davaları
  • Sağlık kurumlarının çalışanları, hastaları, tedarikçileri ve kurumlar ile aralarında gerçekleşecek sözleşmelerin kanuna uygun şekilde düzenlenmesi ve hazırlanması,
  • Sağlık alanında çalışan personelin teşhis ve tıbbi müdahale hatalarından kaynaklanan ceza davaları, maddi ve manevi tazminat davalarının takibi
  • Hastaneye karşı açılan iş davaları(kıdem tazminatı, işçi alacağı)
  • Ticari sözleşmelerin hukuk kapsamında hazırlanması ve sözleşmelerden doğan ihtilafın ticaret mahkemelerinde çözümü
  • İlaç ham maddelerine, cihaz ve malzemelerine ilişkin üretim, dağıtım, distribütörlük ve klinik araştırmalarında düzenlenecek sözleşmelerin hazırlanması.
  • Hekimlerin malpraktisten kaynaklanan cezai ve sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin davalarının takibi
  • Hastaların ve sağlık personeli çalışanlarının sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin davalarının takibi
  • Saç ekimi sırasında yapılan yanlış uygulamalardan kaynaklanan doğacak maddi ve manevi tazminatların tahsili ve takibi
  • İlaç patentleri ve markalardan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davaların takibi.
  • Özel sağlık kuruluşları yönetimi ile sağlık kuruluşları ve çalışanlarına yönelik kurumsal ve mesleki sorumluluk sigortaları hususlarında danışmanlık

 

 

Sağlık hukuku, tıp hukukuna kıyasen daha geniş kapsamlı olup tıbbi müdahale talep eden ile bu müdahalenin uygulanacağı hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki ilişkilerin düzenlendiği hukuk dalıdır.

 

Sağlık hukuku avukatı; tıp hizmetlerinde gerçekleşen yanlış tedavi uygulamaları, tedavi sözleşmelerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıklar ve son zamanlarda artış gösteren sağlık çalışanlarına saldırı durumlarında hukuki güvenliğinizi sağlamanız konusunda size destek olur. Sağlık hukuku avukatının tıp terminolojisine hâkim ve alanında deneyimli olması gerekir.

 

Sağlık hukuku avukatı;

 

  • Hasta haklarının ihlal edildiği durumlarda,
  • Sağlık çalışanlarına karşı uygunsuz ve şiddet içeren eylemlerin gerçekleşmesi durumunda,
  • Vekalet veyahut da eser sözleşmesinin bir örneği sayılabilecek tedavi uygulamalarından doğan uyuşmazlıklarda,
  • Tüketim ilişkisine konu olabilecek özel hastane- hasta arasında çıkan uyuşmazlıklarda
  • Haksız fiil tazminatına ilişkin talepler hususunda,
  • Devlet hastanelerinin gerçekleştirmiş olduğu yanlış tedaviler sonucunda maruz kalınan zararın tazmini konusunda,
  • Hatalı tedavinin suç teşkil ettiği durumlarda görülecek ceza yargılamasının takibinde

 

 

Sağlık hukuku avukatı, uyuşmazlıkların hekim ve hasta hakları açısından incelenmesi, özel sağlık kuruluşlarında belirlenmiş çalışma koşullarının analizi ve herhangi bir sağlık kuruluşuna özgü sistematik danışmanlık hizmetleri de sunmaktadır.

 

Bunun yanı sıra sağlık kuruluşunda çalışan doktor, hemşire ve yardımcı sağlık çalışanlarının malpraktis iddialarına karşı eğitilmesi de görevleri arasındadır.

 

Hekim, doktor ve diğer sağlık çalışanı personel tarafından yapılan tıbbi müdahale sonrası oluşan tazminat ve cezalara ilişkin davalar bu uzmanlık alanının konusuna girmektedir. Anlaşılacağı üzere malpraktis avukatı, sağlık hukukunun özellikle malpraktis davaları ile ilgilenen uzman avukatını ifade eder.

 

Bir davanın kurgulanması, ispat sorunlarının belirlenmesi, dava dilekçesinin yazılması, davanın açılması, delillerin uygun olan zamanda ve usulde toplanması, karşı yan delillerine uygun zaman ve usulle itiraz edilmesi, temyiz ve istinaf yollarına başvurulması ve en nihayetinde kararın infazının sağlanması bir uzmanlık işidir.

 

Bu nedenlerle hukuksal süreçlerin bir avukat aracılığıyla takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Vergi Hukuku

Vergi avukatı, gerçek veya tüzel kişilerin vergi hukuku kurallarına ilişkin hukuka aykırılık iddialarından ve bireysel vergilendirme işlemlerinden doğan her türlü uyuşmazlığa bakarak bunların hukuki sürecini takip eden avukattır. Bu kapsamda vergi avukatının görev alanı; Vergi hukuku konusunda hukuki danışmanlık.

Vergi Hukuku

Vergi Hukuku, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu hizmetlerini düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak ve kamu harcamalarını karşılamak amacıyla kamu gücüne dayanarak kişilerden veya kurumlardan aldıkları vergilerin niteliklerini, gerçekleştirilmelerini, alınma yöntemlerini, vergi yükümlüleriyle maliyenin ilişkilerini, bunların hak ve görevlerini vb. konu alan hukuk dalıdır. Bu hukuk dalında uzmanlaşmış, mevzuatı ve ilgili kanunların yürütülmesi konusunda bilgi sahibi olan avukatlar ise halk arasında vergi avukatı olarak anılmaktadır. Vergi hukukunda uzman olan avukatlar vasıtası ile hukuki uyuşmazlıklarınıza en uygun çözümleri bulabilirsiniz.

Vergi Avukatına Neden İhtiyaç Duyulur?

Vergi uygulamaları sırasında mükellefler ile idare arasında ortaya çıkan görüş ve uygulama farklılıkları çoğunlukla uyuşmazlık konusu haline dönüşmektedir. Bu tür konuların çözümü ise tarafların yaklaşımına bağlı olarak, uzlaşma yöntemi ya da yargı yolu ile olabilmektedir. Uzlaşma ya da yargı sürecindeki işlemlerin, konusunda uzman kişiler tarafından yürütülmesi mükellefler açısından ilave bir vergi yükü doğmaması için önem taşımaktadır. Yine mükelleflerin bir vergi cezası ile karşı karşıya kalmamalarının önüne geçecektir. Vergi uyuşmazlıkları konusunun çözümünde vergi hukuku konusunda uzman vergi avukatı ile çalışmak önem arz etmektedir.

 

Bu çerçevede uzman bir vergi avukatı, uyuşmazlık konusu olayın incelenmesi ve ihtilafın çözümüne ilişkin gerekli adımları atar. Vergi Hukukuna ait mevzuatta öngörülen idari çözüm yolları (uzlaşma, cezalarda indirim, pişmanlık gibi) ile gerektiğinde yargı yoluna başvurma aşamalarında danışmanlık hizmeti verebilir. Dolayısıyla hukuki uyuşmazlıklarınızda konusunda uzman bir vergi avukatı ile çalışmanız her zaman lehinize olacaktır.

Vergi Avukatı Neler Yapar?

Vergi avukatı, gerçek veya tüzel kişilerin vergi hukuku kurallarına ilişkin hukuka aykırılık iddialarından ve bireysel vergilendirme işlemlerinden doğan her türlü uyuşmazlığa bakarak bunların hukuki sürecini takip eden avukattır.

Bu kapsamda vergi avukatının görev alanı;

  • Vergi hukuku konusunda hukuki danışmanlık
  • Devletin vergilendirme işleminin dayanağı olan kanunların veya düzenleyici işlemlerin hukuka aykırı olarak uygulanması halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar
  • Vergi mükellef ve sorumlularının vergilendirme işlemlerinde çıkabilecek uyuşmazlıklar
  • Yukarıdaki uyuşmazlıkların çözüm süreci ve bu sürecin takibi

Özetle vergi avukatı, vergi hukukundan kaynaklanan her türlü uyuşmazlığa bakar. Kaçakçılık suçu, çift defter tutma, hesap veya muhasebe hilesi yapma, vergi borcu, ihtiyati haciz, vergilendirme hataları gibi birçok vergi uyuşmazlıklarında vergi avukatları görev yapar.

 

Vergi avukatı olmak için; hukuk fakültesinden mezun olup, 1 yıllık yasal avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık ruhsatı alan ardından bağlı bulunduğu baronun levhasına kaydı yapılan avukatlar vergi hukuku alanında tecrübe kazanıp bu alanda ihtisaslaşarak vergi avukatı olurlar.

 

Vergi Avukatının Baktığı Davalar

Yukarıda vergi avukatının neler yaptığını, ne tür uyuşmazlıklara baktığını genel olarak açıkladık. Vergi uyuşmazlıklarından kaynaklanan birçok dava olduğundan vergi avukatının baktığı davaları sınırlandırmak mümkün değildir.

 

Ancak örnek olarak şu davalar verilebilir:

 

  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Vergi Usul Kanunu ve diğer vergi kanunlarında belirtilen davalar
  • Vergi kabahatleri, suçları ve cezaları ile ilgili davalar
  • Gümrük Kanunu’na göre alınan vergi ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların cezalarına ilişkin davalar

Vergi Avukatının Nitelikleri ve Vergi Uyuşmazlıklarındaki Rolü

Vergi avukatı vergi hukukuna hakim olmanın yanında idare hukuku, ceza hukuku, ticaret hukuku, gümrük hukuku, borçlar hukuku gibi hukukun diğer alanlarına ve ilgili mevzuatların tamamına hakim olmalıdır.

Vergi uyuşmazlıklarına bakmak için sadece hukuk bilgisi yeterli değildir, bunun yanında vergi muhasebesi, kamu maliyesi gibi alanlarda da bilgi sahibi olmak gereklidir. Tüm bu teorik bilgilerin yanında uygulamada tecrübe ve deneyim kazanmış olmak da oldukça önemlidir. En iyi vergi avukatı da tüm bu bilgi birikimine sahip ve tecrübe kazanmış vergi avukatıdır.

Vergi uyuşmazlıklarının çözümü için başvurulabilecek birden fazla çözüm yönteminin bulunması dolayısıyla uyuşmazlığını çözmek isteyen kişiler bu yöntemlerden birini tercih etmek zorundadır.

Uyuşmazlığın çözümünde tercih edilecek yol emek, zaman, masraf gibi konularda uyuşmazlık sahibine avantaj sağlamalıdır. Uyuşmazlık yolunu seçerken yapılacak bu tercih değerlendirmesini gerekli ve yeterli donanıma sahip bir avukat aracılığı ile yapmak çözümün etki alanını genişletecektir. Gerek uzlaşma, düzeltme, ceza indirimi gibi idari yollara gerekse yargı yoluna başvurulması halinde alanında uzman vergi avukatıyla kısa sürede uyuşmazlık süreci istenildiği şekilde sonuçlanabilecektir.

İdari yollara başvururken istenen belge ve dilekçelerin hazırlanması, yargı yolunda dava açmak için dava dilekçesinin hazırlanması, ispat için gerekli belgelerin ve diğer uyuşmazlık delillerinin toplanması vergi avukatı tarafından yapılarak tüm uyuşmazlık süreci titizlikle yürütülür.

Vergi Uyuşmazlıklarında Avukata Vekalet Verilmesi

Vergi uyuşmazlığının sahibi uyuşmazlığını daha hızlı ve etkili bir şekilde çözümlenmesi için bir avukata vekalet verebilir. Vergi hukukundan doğan uyuşmazlıklar için vergi avukatına verilecek vekalet name genel veya özel vekaletname olabilir.

 

Vergi avukatına verilen vekalet namenin noter onaylı olması gerekir. Noter onaylı vekalet name dava dosyasında dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunulur. Dosyada vekalet namenin bulunmadığı yahut geçerlilik ya da şekil şartlarını taşımadığı anlaşılırsa bu eksikliklerin giderilmesi için mahkeme ilgiliye bir süre verir. Bu süre içerisinde eksiklik giderilmez ise dava usulden reddedilir.

 

Dikkat edilmesi gereken bir husus da davanın bir vekil tarafından açılması halinde bu kişi avukat olmalıdır. Avukat olmayan bir vekil tarafından dava açılırsa vergi yargılamasının ön incelemesinde bu durum dikkate alınacağından davanın usulden reddedilmesi gibi büyük bir sonuç doğabileceği unutulmamalıdır.

 

Vergi avukatı ile müvekkil arasındaki vekalet ilişkisi Türk Borçlar Kanunu’ndaki vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Bu çerçevede vergi avukatı ve müvekkilinin birbirine karşı sadakat borcu bulunmaktadır. Vergi avukatının uyuşmazlık sürecinde öğrendiği bilgileri saklaması ve vergi mahremiyetini ihlal etmemesi gerekmektedir.

 

Vergi Avukatı Vekalet Ücreti

Yargılama giderleri arasında yer alan vekalet ücreti (avukatlık ücreti), avukatın yapmış olduğu hukuki yardımın, müvekkile aktarmış olduğu bilgi birikimi ve tecrübesinin karşılığı olan değeri ifade etmektedir. Vergi avukatları da yapmış oldukları işin karşılığında ücrete hak kazanırlar.

 

Vekalet ücretini avukat ve uyuşmazlık sahibi bir sözleşme ile serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak taraflar ücret tayin ederken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında bir ücret belirleyemezler. Avukatlık Kanunu burada belirtilen ücretin altında bir vekalet ücretinin kararlaştırmayı yasaklamıştır. Bunun üzerinde bir bedel her avukatın kendi takdiridir.

 

Vergi Davalarında ve Uyuşmazlıkların Çözümünde Vergi Avukatının Önemi

Vergi hukukundan doğan uyuşmazlıklarda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır ancak uyuşmazlık sebebiyle faiz, zam gibi çeşitli mali külfetlerin söz konusu olması sebebiyle uyuşmazlığın kısa sürede çözümlenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu sebeple tüm bu sürecin daha kısa sürede ve hedeflendiği gibi sonuçlanması için bir vergi avukatının yardımı elzem hale gelmiştir.

 

Vergi avukatları sadece uyuşmazlık söz konusu olduğunda değil esnaf, tacir gibi gerçek kişi yahut anonim şirketler gibi tüzel kişi olan tüm vergi mükelleflerine vergi hukukuna dair tüm hususlarda danışmanlık vermektedir.

 

Gerek uyuşmazlık sürecinin yönetilmesi gerekse danışmanlık hizmetinin verilmesinde gerekli bilgi birikimine haiz, tecrübe sahibi, alanında uzman bir vergi hukuku avukatıyla çalışmak vergi mükellefleri, sorumluları veya diğer ilgililer için yararlı olacaktır.

Konuşmayı Başlat
Merhaba;
Size Nasıl Yardımcı Olabilirim?
HEMEN ARA